9 Eylül 2017 Cumartesi

Amenerresulu'nün Kur'an'ın en büyük ayetleri olduğunu bildiren ayet, Necm Suresi 18, Bakara Suresi 285/286 ayetleri Hakkında



Kur'an'ın Peygamberimiz'e (sav) Hicaz bölgesinde indiğini ve 23 yılda nazil olduğunu biliyoruz. Allah (cc) vahiyleri peygamberimiz'e (sav), Cebrail (as) vasıtasıyla bildirmiştir. 
Kur'an Peygamber (sav) Cebrail (as) vasıtasıyla bildirilmeyen tek istisnası, tek kısmı olan Bakara Suresinin son iki ayeti yani Amenerrasulü'dür. 

Peygamberimiz (sav), Cennetin yedinci katında Necm Suresinde de anlatıldığı üzere Bakara suresinin son iki ayeti oraya çıktığında, bizatihi kendisine Allah tarafından bildirilmiştir. 

14 - Sidretü'l- Müntehâ'nın yanında.

15 - Ki Cennetü'l- Me'vâ onun yanındadır.

16 - Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.

17 - (Peygamberin) gözü şaşmadı ve sınırı aşmadı.


18 - Andolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü. (Amenerresulü)

Diğer bir deyişle Kur'anın tamamı dünyaya gönderilmiştir. Bu iki ayeti ise Resulullah (sav) almak için göğe çıkmıştır. Dünyaya gönderilmedi Resulullah'a (sav) Allah'ın huzurunda bildirilmesi gerekiyordu. Bu yüzden Kur'an'da çok önemli bir yeri vardır. 

Amenerresulu'nün Kur'an'ın en büyük ayetleri olduğunu bildiren ayet: 

Necm Suresi/18 Andolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü.

Emine Kaya

Hz. Âişe Peygamberimizle kaç yaşında evlendi?



Diri diri kız çocuklarını toprağa gömen cahiliye Arapları genel itibari ile kız çocuklarının yaşlarını tutmazlardı.
Toplumun tüm kınamasına rağmen kızlarını gömmeyip onları büyütenler, çocukları buluğa erdiklerinde Daru'n-Nedve'de bir tören düzenler ve kızlarının artık büyüdüğünü halka ilan ederlerdi.
Eğer bu uygulamayı esas alırsak, Hz. Aişe'nin 9 yaşında evlendiği iddiasını, “9 yıldır ay hali görüyordu” şeklinde anlamak gerekecektir.
9 yıldır ay hali görmesi ve bir 9 yılda çocukluk dönemini dikkate alınca, Hz. Aişe validemiz evlendiğinde 18 yaşlarında bir genç kız olduğu anlaşılacaktır.
Hayırlı ve bereketli cumalar dilerim Allah dualarımızı kabul etsin amiiin..

29 Mayıs 2016 Pazar

ADEM ALEYHİSSELÂM’IN BEŞ ÖĞÜDÜ




sedat aşçı
MODERATÖRDİNİ HİKAYELER ve KISSALAR
- 10:24

ÂDEM ALEYHİSSELÂM’IN BEŞ ÖĞÜDÜ

Âdem aleyhisselâm’ın oğlu Şit aleyhisselâm’a beş öğüt öğütlediği ve bunları kendisinden sonraki evlâdlarına da öğütlemesini istediği rivâyet edilir. Âdem aleyhisselam bu beş öğütünde oğlu Şit’e şunları söyler:

1. Evlâdlarına söyle, dünyaya tamah etmesinler. Zîrâ ben ebedî cennete tamah ettim ve Allah buna râzı olmadı ve beni cennetten çıkardı.
2. Kadınların hevâi arzularıyla hareket etmesinler. Zîrâ ben karımın hevâi arzusuna uyarak bana yasak edilmiş olan meyveden yedim de sonra elimde pişmanlıktan başka bir şey kalmadı.
3. Yapmak istedikleri her şeyin sonunu düşünsünler. Eğer ben işin sonunu düşünmüş olsaydım, mâruz kaldığım musîbete uğramayacaktım.
4. Yapmak istedikleri bir şeyden vicdanları titrerse onu yapmasınlar. Zîrâ ben o meyveden yiyeceğim sırada vicdânım titremişti. Fakat ben bunu dinlememiştim. Bunun için, sonunda elimde yalnız bir pişmanlık kalmıştı.
5. Ne olursa olsun, işlerinde birbirleriyle müşâvere etsinler. Zîrâ ben o meyveden yemeden önce meleklerle istişâre etmiş olsaydım başıma bunlar gelmeyecekti.

《Tenbîhü’l-Gâfilîn, c.1, s.236》

15 Mayıs 2016 Pazar

Hazreti Ömer Radıyallahü Anh, hilafeti zamanında..


Hazreti Ömer Radıyallahü Anh, hilafeti zamanında Hımıs ileri gelenlerine bir mektup yazıp çevredeki fakirlerin kendisine bildirilmesini isteyerek yardım edeceğini bildirdi. Hımıs'lılar Şam ve civarında bulunan fakirlerin bir listesini Halife Hazreti Ömer'e arzettiler. Hazreti Ömer (R.A.) gelen listeyi açıp baktığında listenin başında kadı olarak ta'yin ettiği Sa'd bin Amir'in ismini görüp listeyi getirenlere hakiminin malî durumunu sordu. Onlar:

- Hakimimiz hakikaten gayet fakirdir. Çünkü rüşvet olacağı korkusundan, en küçük bir hediyemizi bile kabul etmiyor, dediler. Bu sözler Halife Ömer'in hoşuna gitmişti:

- Allah'tan bu kadar korkan hakiminizin hoşunuza gitmeyen tarafları da vardır herhalde... Dedi. Onlar: Hakimlerinden şikâyetlerinin de olduğunu ve bazı hallerinden memnun olmadıklarını söyleyerek kusurlarını şöyle sıraladılar:

1 — Hakimimiz vazifesine her zaman sabah namazından sonra başlaması lâzım geldiği halde kuşluk vakti vazifesinin başına gelir.

2 — Hakimimizi hiç bir gece aramızda görmüyoruz. O hep kendi başına evine çekilir halkla münasebet kurmaz.

3 — Hele haftada birgün, evinden dışarı bile çıkmaz, kapısını arkasından sürgüleyip içerden ses bile vermiyor.

4 — O'nun şahid olduğu bir hadise vardır. O hadise aklına geldiği zaman baygınlık gelir ve üzüntüsünden hastalanır. O hadise ise Eshaptan Hubeyb'in öldürülmesidir, dediler.

Hımıslıların şikâyetlerini sonuna kadar dinleyen Hazreti Ömer, onlara bir kısım erzak ve giyecek vererek gönderdi. Hakim Sa'd bin Amir'i de kusurlarının sebebini öğrenmek üzere huzuruna davet etti.

Hakim, Hazreti Ömer'in huzuruna geldiğinde, Halife O'na Hımıslıların bazı şikâyetleri olduğunu söyleyerek dört kusurunun sebebini sordu. O, bu dört hatasını şöyle izah etti:

Birinci kusurum; ailem hasta olduğundan evin bütün işlerini bizzat kendim görüyorum ve bu sebepten vazifemin başına ancak kuşluk vakti gelebiliyorum, ikincisi ise; gündüzleri halk için vazife gören bir kimsenin gece olunca Hak için vazife görmesine müsaade edersiniz her halde. Ben akşam olunca gün boyu yaptığım işlerin muhasebesini yapıyor acaba yaptığım işlerde bir kusurum var mı diye onu tetkik ediyorum.

Üçüncüsü ise; sırtımdakinden başka giyecek elbisem yoktur. Haftada birgün giydiğim çamaşırlarımı yıkıyor temizlik işleri ile meşgul oluyorum. Hatta evimde bile üzerime alacak bir elbisem olmadığından yıkadığım çamaşırlarım kuruyuncaya kadar hiçbir kimseyi görüşmeye bile kabul edemiyorum.

Hubeyb'in şehid edilmesini hatırlayınca bayıldığım ise doğrudur. Çünkü müşrikler Hubeyb'i asarlarken ben yanlarında idim. Belki mani olabilirdim, ama o zaman İslâmla müşerref olmamıştım, sadece hadiseye seyirci kaldım. İşte bu hadise aklıma geldikçe kendimi tutamıyor mes'uliy etinden korktuğum için bayılıyorum, hastalanıyorum, diye sayarak dört kusurunu da Halife Ömer'e izah etti.

Sa'd bin Amir'in (R.A.) bu izahatı karşısında göz yaşlarını tutamayan Halife çok memnun oldu ve ondan sonra Sad'ı hatırladıkça ağlar «Ah Sa'd ah Allah korkusu seni ne kadar yüceltmiş» der onunla iftihar ederdi. (1)

❀✿Google+ Followers❀✿

❀✿İzleyiciler❀✿

❀✿Popular Olanlar❀✿

❀✿Ziyaretçilerimiz❀✿


web stats Neler Okunmuş hangi sayfa Tıklanmış :) Flag Counter

❀✿Archive❀✿