İLMİHAL BİLGİLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İLMİHAL BİLGİLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2025 Pazar

ETTEHİYYATÜ DUASININ FAZİLETLERİ

 



✅ Yağmur dualarindandir..


✅ Yemek yaparken okursanız  bereketli ve çok lezzetli olur


✅ Huysuz agresif  çocuklara okunursa çok uysal ve sakın olur.


✅ Günde 41 kere okunursa en kısa zamanda dünya ve ahiret zenginliğini elde edersiniz.


✅ 7 kere eşiniz için okursanız eşinizin gözü sizden başkasını görmez.


✅ Hastaya 107 adet okunursa Allahın  izniyle şifaya kavuşur.


✅ Yemek yaparken okuyun lezzetli bir yemek olur.


✅ Mutfakta ettehiyyatü okunursa çok bereketlenirsiniz.


✅ Tarla, bahçe işlerinde ağaç dikerken okuyan çok bereketli tatlı verim alır.


✅ Şifa verirken okuyan çok çabuk şifaya kavuşturur


✅ Paranızı cüzdanınıza koyunca okuyun paranız çok bereketlenir ve çok hayırlı şeyler satın alırsınız.


✅ Yeni evlenen kişiler evlerine girmeden kapı eşiğinde okursa çok saadetli ve mutlu bir evlilik sürerler..


✅ Hamile kalmadan çokça okuyanın çok hayırlı evladı olur.


✅ Bu dua peygamber efendimiz Miraca çıktığında Rabb'imin ona Miraç hediyesi olarak verilmiştir.

⚘⚘⚘⚘⚘⚘⚘⚘⚘⚘

Okuyan ağız inşallah kabul edilen agizlardan olsun yoksa kulluk vazifelerini yerine getirmedikten sonra bizi azaptan 70 peygamber gelse kurtaramaz😔Kalın sağlıcakla 💐

 *Rabbım İstifade edenlerden eylesin*🤲⚘️🌴🥀🌱

25 Mayıs 2019 Cumartesi

Rüku Nedir? Mezheplere göre erkeklerde rüku, bayanlarda rüku


Rüku Nedir?

Rükû, namazın içindeki farzlardan olan rüku namazda kıraatten sonra elleri dizlere koyarak eğilmek demektir.

Rasulullah (S.a.v.): "Rükû ve secdeleri tam yapınız! buyurdu." (Nesei)

Rüku nasıl yapılır ?

Erkeklerde rüku 


Ellerle parmak araları açık olarak diz kapakları kaplanır, bel yerle paralel olcak şekilde düz tutulur, bacak ile kollar gergin olur ve gözler ayak uçlarına bakar. Dizler bükülmeden dik tutulmalıdır.

“Rasulullah (S.a.v.) rüku a vardığı zaman iki elini diz kapaklarına iyice yaslar, parmaklarının arasını açar, sonra belini dümdüz yapar ve başını yukarı kaldırmazdı.” (Ebu Davud)


Bayanlarda rüku

Ayaklar az açık, baş sırt hizasına gelmeyecek kadar az eğik, dizler ile dirsekler hafif bükük ve gözler ayak uçlarına bakar. El parmak aralarını açmazlar ve dizlerini tutmazlar, sadece ellerini dizin üzerine gelecek şekilde baldıra koyarlar. 


Rüku sözlükte "eğilmek" anlamına gelir. Namazın ana unsurlarından olan rükû, eller dizlere erecek şekilde öne doğru eğilmek demektir. Hz. Peygamber'in uygulamasına en uygun rükû şekli, sırt ve baş düz bir satıh oluşturacak biçimde eğilmektir.

Rüku yapılışnda tarif edilen bu rüku duruşunda bir müddet beklemek (tuma'nîne) ve yine rükûdan doğrulup, secdeye varmadan önce uzuvları sakin oluncaya değin bir süre kıyam vaziyetinde beklemek (kavme) ta`dîl-i erkânın birer parçası olduğundan, Ebû Yûsuf'a ve Hanefî mezhebi dışındaki üç mezhebe göre tuma'nîne ve kavme farzdır. Ebû Hanîfe ve Muhammed'e göre ise vâciptir. Bu tume'nîne ve kavme süresinin asgari ölçüsü "sübhânellâhi'l azîm" diyecek kadar durmaktır.

Peygamber Efendimiz (S.a.v.); “Rukünu ve secdesini tam yapmaz. Bu namazdan çalmaktır. İnsanların en cimrisi de selam (verip alma) da cimri davranandır.” buyurdu. (Müsned-i Ahmed b. Hanbel)

5 Aralık 2018 Çarşamba

Cemaatla Namaz Nasıl Kılınır?


Cemaatla Namaz Nasıl Kılınır?

İmama uyan bir kimse, yani muktedî, imam tekbir aldıktan sonra, o da tekbir alarak namaza durur. Yalnız Sübhâneke'yi okuyup sükût eder. Fâtiha ve başka âyet okumaz. İmam rükû'a gittiği zaman, o da rükû'a gider. Rükû'daki tesbihleri söyler. İmam rükû'dan "Semiallahü limen hamideh" diyerek doğrulduğunda ise, "Rabbenâ lekel-hamd" der. Secdeye gittiklerinde de secde tesbihlerini okur.

Üç veya dört rek'atlı namazların ilk oturuşunda sadece Tehıyyât okunur. Son oturuşta ise, Tehıyyât ile beraber salâvat ve dualar okunarak imamla birlikte selâm verilir.

İmama uyan kimsenin, onun arkasında Fâtiha ve zamm-ı sûre okuması tahrîmen mekruhtur. Çünkü imam cemaata riyaseten okumaktadır. İmamın okuması cemaatın okuması yerine de geçer. Nitekim hadîs-i şerîf'te de bu husus sarahaten belirtilmiştir. Ancak İmam-ı Muhammed, imamın kırâeti âşikâre yaptığı namazlarda cemaatın okumasını mekruh görmüşse de, imamın gizli okuduğu yerlerde cemaatın da okumasını câiz görmüştür.

İmamda Bulunması Gereken Vasıflar



İmamda Bulunması Gereken Vasıflar

Cemaatle kılınan namazda, kendisine uyulan zâta imam denir. Bu zâtın cemaate namaz kıldırmak vazifesine de imâmet tabir edilir. İmama uymaya iktida veya ittiba'; imama uyan kimseye de muktedî veya müttebi' veya me'mum gibi adlar verilir.

İmamlığın fazileti, müezzinliğin faziletinden çok daha fazladır. Vazifeye ehil olmadığı takdirde de o nisbette mes'uliyeti büyüktür. Çünkü imam, dînen mukteda bih, yani cemaatın kendisine uyduğu şahıstır. Kendisine uyan cemaat sayısınca sevablar kazanır. Ancak kıldırdığı namaz eksik veya hatâlı olursa, bu takdirde de bütün cemaatin mes'uliyeti onun üzerine yüklenir. Bu sebebledir ki bâzı büyük zâtlar, imamlığın bu ağır mes'uliyetini düşünerek imamlıktan son derece çekinmişlerdir. Rivayet edilir ki:


Hz. Ali'ye bir gün güzel yürüyüşlü rahvan bir atı göstererek sorarlar:
- Ya Ali, kuşlar gibi uçan bu at ne işe yarar?
Mes'ûliyet duygusuna sâhip büyük insan şu karşılığı verir:
- Üzerine binip de imamlıktan kaçmaya yarar... (Ramuz’ul Ehadis, Hadis-i Şerif, No: 5728)
İmam Olmanın Şartları Nelerdir?

1. Namaz kıldıracak kimse en başta Müslüman olmalıdır.
2. İmamın âkıl-bâliğ olması da şarttır. Delinin, sarhoşun, bülûğa ermemiş çocuğun imam olması sahih değildir.
3. İmam erkek olmalıdır. Kadın erkeğe imam olmaz.
4. İmamın, namaz sahih olacak kadar Kur'an'dan ezberi olması lâzımdır.
5. İmamın özürlü olmaması da lâzımdır. Özürlünün namazı, özürlüye has hükümler taşıyan bir namazdır. Özürlü olmayanlar, özürlü olanlara uyamazlar. Körün imamlığı sahihtir. Ama ondan daha ehil kimse varsa, onun imamlığa geçirilmesi tenzihen mekruh olur.

Yukarıda saydığımız şartlar, imamlık için temel şartlardır. Bu şartlar bulunduktan sonra imamlığa en liyakatli olan kimseler sırasıyla şunlardır: İmamın önce, îtikadı düzgün, fıkha vakıf, bilhassa namaz mes'elelerini iyi bilir bir kimse olmasına dikkat edilir. Bu mes'eleleri aynı derecede bilen birkaç kişi varsa tercih şöyle yapılır: Önce Kur'an'ı en iyi okuyan veya Kur'an'ı en fazla ezbere bilen kimse aranır. Bunda da müsâvi iseler, haramdan en çok sakınan, en müttakî olan kimse imam olur. Bunda da eşitseler, tercih sırası şöyle olur: Yaşça en büyük olan, ahlâkı daha güzel olan, herkesin rağbetini kazanmış olup cemaatın sayısını çoğaltan, daha şerefli ve asîl bir aileden gelen ve en nihayet sesi güzel olan...

Bununla beraber, cemaat arasında ev sahibi veya o mahallin resmen vazifeli imamı varsa, bunların imameti öncelik kazanır. İsterse yukarıda saydığımız vasıflara tamamen sâhip olmasınlar.

* İnsanlara imamlık yapacak kimsenin maddî ve mânevî temizliğine son derece dikkat etmesi, her hâliyle cemaatten üstün bir seviyede olması gerekir. Bilhassa elbise ve çorap temizliğine dikkat etmeli, güzel kokular sürünmeli, soğan-sarımsak gibi, rahatsız eden kokulu şeyler yemekten sakınmalıdır.

* Fâsık ve bid'atçı kimselerin imam olmaları tahrîmen mekruhtur. Çünkü bunlar, dinî amellerde lâubalice davranırlar. Böyle kimselerin arkasında kılınan namazın sevabı ve fazileti de olmaz. Sadece borçtan kurtulunmuş olur. İmam Muhammed ile İmam Mâlik'e göre bunlara esasen iktidâ câiz de değildir.

* Kadının kadına imam olması mekruh olmakla beraber câizdir. Bu takdirde imam olan kadının, cemaatın önünde değil, aralarında birinci safın tam ortasında durması gerekir.

* İmam olan zât, cemaatı nefret ettirecek şeylerden sakınmalıdır. Mesela, bir imamın kırâeti veya tesbihleri cemaata ağırlık verecek derecede uzatması doğru değildir. Cemaatı tenfir, mekruh sayılmıştır. Resûlüllah Efendimiz (asm) bu hususta şöyle buyurur:


"İçinizden biri imam olduğu takdirde namazı uzatma yolunu tutmasın. Zira cemaatın içinde büyük vardır, küçük vardır. Hasta vardır, zayıf vardır. Önemli işi olanlar da bulunur. Kendi başına namaz kılan ise, namazı dilediği kadar uzatabilir." (Müslim, Salat 37; Nesâî, İmame 35; Tirmizi, Salat 175)

"Kendisinden hoşlanmadıkları halde bir kişinin bir topluluğun önüne geçip onlara imamlık etmesi durumunda Allah o kişinin namazını kabul etmez." (Ebû Davud, Salât, 63)
* İmamın rükû' ve secde tesbihlerini, cemaatın sünnet üzere tamamlamalarına imkân vermiyecek derecede acele davranması da mekruhtur. Cemaat yetişsin diye rükû'u uzatmak da mekruhtur.

* İmamın kendisine kolay gelen âyet ve sûreleri okuması vâcibdir; henüz iyice ezberleyemediği yerleri okumamalıdır.

İmamın Arkasında Namaz Kılanların Riayet Etmesi Gereken Hususlar Nelerdir?



İmamın Arkasında Namaz Kılanların Riayet Etmesi Gereken Hususlar Nelerdir?

İmama uymaya iktida, imama uyan kimselere de muktedî denildiğini daha önce söylemiştik. İktidanın sahih olmasında şu şartlar aranır:

1. Muktedînin namaza başlarken hem namaz, hem de imama uymaya niyet etmesi.
2. Kadınların imama uyabilmeleri için, imamın, kadınlara da namaz kıldırmağa niyet etmesi.
3. İmamın cemaatın önünde olması.
4. Oturarak kılan ayakta kılana, teyemmümle kılan abdestle kılana imamlık yapabilir. Bu, İmam-ı A'zam ile Ebû Yûsuf'a göredir. İmam-ı Muhammed'e göre ise, böyle bir iktida sahih olmaz. Çünkü imam hâlen cemaatten yüksek olmalıdır. Halbuki oturarak kılan ayakta kılandan, teyemmüm ile kılan ise abdestle kılandan hâlen aşağıdır.

5. İmamla cemaatın kıldıkları farz namazın bir olması. Mesela, ikindiyi kılana öğleyi kılan iktida edemez. Edâ kılan da kaza kılana uyamaz. İkisi de aynı vaktin edâsını veya kazasını kılmalıdırlar.

Misafir mukîme, mukîm misafire imamlık yapabilir. Ancak misafir imam olduğunda namazı kasreder, yani, iki rek'at olarak kılar. Mukîm olanlar ise, imamın selâmından sonra ayağa kalkarak namazlarını dörde tamamlarlar. Misafir mukîme uyar ise, namazı tam olarak kılar. Nafile namaz kılanın, farz namaz kılana iktidası câizdir. Mesela, öğleyi kılmış bir kimse öğle namazını kıldıran bir imama iktida edecek olsa, bu ikinci kılacağı namaz nâfile olarak câiz olur.

6. Açıkta namaz kılındığında imam ile cemaat arasında, kayık geçebilecek dere, nehir; araba geçebilecek kadar bir yol yahut iki saf sığabilecek kadar bir açıklık olmamak lâzımdır. Aradaki yol saflarla kapatılmışsa namaz câiz olur. Cami içinde mesafe olsa bile câizdir. Zira caminin içi aynı yer sayılır.

7. Mezheb ihtilâfı iktidaya mâni değildir. Bu hususta evlâ olan, her Müslümanın kendi mezhebinde olan bir imama iktida etmesi ise de, bu olmayınca, diğer mezhebden olan bir imama uyularak namaz kılınması, tek başına kılınmasından efdaldir. Ancak imamdan, muktedînin mezhebine göre abdesti bozan bir hâlin zuhur etmemesi şarttır. Mesela, Hanefî mezhebinde olan bir kimse, kendisinden kan aktığını bildiği Şâfiî bir imama uyamaz. Zira abdestli iken kan akmak Şâfiîye göre abdesti bozmasa da, Hanefî'ye göre bozar. Bu durumda Hanefî olan Şâfiî'ye iktida edemez. Binaenaleyh imam olacak kimseler, cemaatleri içinde her mezhebden kimse olabileceğini nazara alarak, mezhebler arası ihtilâflı konularda ihtiyatla amel etmeleri lâzımdır.

8. İmam ile cemaatın namaz kıldıkları yerin hükmen aynı yerden sayılması lâzımdır. Buna binaen aralarında yüksek bir duvar olup imamın görülmesi ve sesinin işitilmesi mümkün olmasa, o iktida sahih olmaz.

9. Cemaate kavuşmak için koşa koşa yürümek mekruhtur.

10. Mescidlerde cemaatla kılanan namazlar, evde aile ferdleri ile birlikte cemaatle kılınan namazlardan daha faziletlidir. Çünkü camiye giderken atılan herbir adımın ayrı bir sevab ve fazileti vardır. Bununla beraber, bütün namazları, camilerde kılıp evde kılmayı tamamiyle terketmek de doğru değildir. Çünkü bilhassa çocuklar, anasından babasından gördüğünü taklid eder ve onun te'sirinde kalır. Süse meraklı olan bir annenin kızı, çoğu vakitlerini süslenmekle geçirir. Sinema ve eğlenceye düşkün bir babanın çocuğu da, büyüyünce aynı şekilde olur. Bu bakımdan ana-babalar, çocuklarına, her yönüyle iyi örnek olma mecburiyetinde oldukları gibi; namaz; oruç gibi ibâdetlerde de onlara rehberlik yapmak ve nümûne olmak durumundadırlar. Aksi halde büyük vebal altında kalırlar. Nitekim



“Ey İnsanlar! Evinizde namaz kılınız. Zira farz namaz dışındaki namazların en makbûlü, insanın evinde kıldığı namazdır.” (Buhârî, Ezân 81, İ`tisâm 3; Müslim, Müsâfirîn 213)
“Namazınızın bir kısmını evlerinizde kılınız da oraları kabirlere çevirmeyiniz.” (Buhârî, Salât 52, Teheccüd 37; Müslim, Müsâfirîn 208, 209)
“Biriniz farz namazını mescidde kıldığı zaman, o namazından evine de bir pay ayırsın. Zira Allah Teâlâ bu namaz sebebiyle evinde hayır yaratır.” (Müslim, Müsâfirîn 210; İbni Mâce, İkâmet 186)

meâlindeki hadîs-i şerîflerle, evlerin namaz kılınmaz, hiçbir ibâdet yapılmaz bir hâle getirilmesine Peygamberimiz (asm) karşı çıkmışlardır. Sünnetlerin ve nâfile namazların, evlerde kılınmasının, camilerde kılınmasından daha faziletli ve sevablı olmasının bir hikmeti de, bu olsa gerektir.

11. İmamın sesi kâfi gelmezse, cemaatten biri veya müezzinler, iftitah ve intikal tekbirlerini ve selâmları cehren tekrarlarlar.

12. İmam birinci selâmı, ikinci selâmdan daha yüksek sesle okur. Çünkü namazın bittiğini ilân eden, asıl birinci selâmdır.

13. İmam selâm verince, muktedî de, selâm ve duaları bitirmese bile selâm verir. Ancak henüz Tehıyyât'ı okumayı bitirmemiş ise, selâm vermez. Önce Tehıyyât'ı tamamlar, sonra kendi başına selâm verir.

14. İmama teşehhüdde iken yetişip Tehıyyât'ı okumaya başlıyan kimse henüz Tehıyyât'ı bitirmeden imam ayağa kalksa, ona uyup ayağa kalkmaz. Tehıyyât'ı okumayı bitirir öyle kalkar. Bununla beraber, Tehıyyât'ı bitirmeden kalkmasında da bir mahzur yoktur.

15. İmama uyan, rükû' ve secdedeki tesbihleri üçe tamamlamadan imam kalksa, o da kalkar.

16. İmama uyan kimse, rükünleri imamdan sonra yapmalıdır. İmamdan önce rükû'a eğilmek, secdeye gitmek, imamdan önce rükû' ve secdeden doğrulmak câiz değildir.

17. Şu hususları imam terkettiğinde cemaat onları terketmez, yaparlar:

* Rükû' ve secde tekbirlerini terkederse,
* Başlangıç tekbîrinde elini yukarı kaldırmayı terkederse,
* Rükû' ve secde tesbihlerini terkederse,
* Teşehhüdde okumayı terkederse,
* Selâmı terkederse,
* Teşrik tekbirlerini terkederse.

18. İmam namazın herhangi bir rek'atında bir secde fazla yapacak olsa veya son oturuşta oturduğu halde unutarak sonradan kalksa cemaat ona uymaz. "Sübhânallah" veya "Allahü ekber" diyerek îkaz ederler.

19. İmam eğer okurken tutulursa, arkadaki cemaatten birinin açması, imama hatırlatması gerekir. İmam okurken tutulduğu vakit vâcib miktarda okumuş ise, hemen rükû'a gitmelidir. Vâcib olan miktarı okumamışsa, hemen okuduğu âyetin aşağısında olan veya ezberinde olan başka bir âyete geçebilir. Cemaatı hatırlatmak zorunda bırakmamalıdır.

20. Namazdan sonra imamın cemaata dönmesi sünnettir.

21. İmama uyan, ilk rek'atta imama yetişmiş ise imamla beraber selâm verir. İmama tamamen uyan, yani, namazın evvelinden sonuna kadar fâsılasız olarak imama iktida eden, bütün rek'atları imamla beraber kılan kimseye müdrik denir. İmamı rükû'da bulan kimse, ayakta tekbir alıp rükû'a eğilir. Bir kere "Sübhânallah" diyecek kadar bir süre imamla beraber rükû'da kalırsa o rek'ata yetişmiş, idrâk etmiş sayılır.

22. İlk rek'atta imama yetişemeyen kimseye mesbuk denir. Bu kimse yine imama uyar. Son oturuşta sadece Tehıyyât'ı okur ve susar; salâvat ve duaları okumaz. Teşehhüdü ağır ağır okuyarak imamın namazı tamamlamasına kadar da uzatabilir. İmam sağa selâm verince o selâm vermez, sola da selâm vermesini bekler. İmamın sola da selâm vermesinden sonra ayağa kalkarak yetişemediği rek'atları tamamlar.

İmama ikinci rek'atta yetişen kimse imam selâm verdikten sonra Allahü Ekber diyerek kalkar. Sübhâneke, Fâtiha ve zamm-ı sûre okuyup rükû' ve secdeleri yaptıktan sonra oturur. Tehıyyât, salâvat ve duaları okuyarak selâm verir.

Üçüncü rek'atta imama yetişen ise, ayağa kalkınca Fâtiha ve sûre okumak suretiyle iki rek'at daha kılar.

Dördüncü rek'atta imama yetişen kimse, imamın selâmından sonra kalkıp, "Sübhâneke", "Fâtiha" ve sûre okuyup bir rek'at kılar, oturur. Tehıyyât'ı okuduktan sonra hemen kalkar, iki rek'at daha kılar. Bu iki rek'attan birincisinde Fâtiha ve sûre okur. İkincisinde ise, sadece Fâtiha okur. Burada dikkat edilecek husus, kendi başına namaz kılarken önce Fâtiha ve sûre okunan birinci ve ikinci rek'atları kılmaktır. Çünkü o, imama 4. rek'atta yetiştiği için sadece Fâtiha okunan son rek'ata yetişmiştir. Geriye Fâtiha ve sûre okunan 2 rek'at ile sadece Fâtiha okunan bir rek'at kalmıştır. Bu sebeble imam selâm verdikten sonra kılacağı üç rek'atın ilk ikisinde Fâtiha ile beraber sûre de okur, sonuncu rek'atte ise sûre okumaz.

Üç rek'atli olan akşam ve vitir namazlarının 3. rek'atinde imama yetişen kimse, imam selâm verdikten sonra kalkar, Fâtiha ve sûre okuyup bir rek'at kılar, oturur. Tehıyyât'ı okuyup tekrar kalkar, yine Fâtiha ve sûre okuyup bir rek'at daha kılar, sonra oturup selâm verir.

23. Mesbuk, yani, imama ilk rek'atta yetişemeyen kimse, unutarak imamla beraber selâm verse kendisine sehiv secdesi gerekmez. Ancak imam selâm verdikten sonra selâm verse sehiv secdesi vâcib olur. Kasden imamla beraber selâm verdiği takdirde ise namazı bozulur.

24. Cemaat selâmdan sonra: "Allahümme ente's-selâmü ve minke's-selâm, tebârekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm." (Allah'ım, sen bütün noksanlardan sâlimsin, selâmet sendendir. Ey azamet ve ikram sahibi, senin inâyet ve bereketin sonsuzdur.) cümlesi okununcaya kadar yerlerinde durur, sonra kalkıp sünneti ve duayı başka münasib bir yerde tamamlarlar. Farzdan sonra saffı bozmak müstehabdır. Tâ ki sonradan gelenler cemaatı hâlâ farzda sanmasınlar. Münferiden namaz kılanlar ise, farz-sünnet bütün hepsini aynı yerde kılabilirler.

23 Eylül 2015 Çarşamba

Arife Gününün Fazileti, ARİFE GÜN VE GECESİ OKUNACAK DUA




Arife Gününün Fazileti
Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe cumaya benzer. O, cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan faziletlidir. Duaların en faziletlisi de arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz de: Lailahe illallah vahdehu la şerike lehu. (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, O'nun ortağı da yoktur) sözüdür." (Muvatta, Hacc 246)

Hazreti Aişe (ra) anlatıyor:

"Allah, hiçbir günde, arefe günündeki kadar bir kulu ateşten çok azat etmez. Allah mahlukata rahmetiyle yaklaşır ve onlarla meleklere karşı iftihar eder ve:
"Bunlar ne istiyorlar?" der." (Müslim, Hacc 436)
Resulullah(sav):

"Arefe gününe hürmet edin! Arefe, Allah'ın kıymet verdiği bir gündür." diyerek Allahu Teâlâ'nm kıymet verdiği günü hürmet ederek bilinçli bir şekilde yaşamaya gayret etmemizi istemiştir. Hürmet, verilen nimeti idrak etmekle ve verileni bilmekle, görebilmekle başlar. Arefe gününü günahlara girmeden oruçla, duayla, istiğfarla geçirmek kullarını arefe gününde bağışlayacağını müjdeleyen Allahu Teâlâ'ya hürmetin ve şükrün bir ifadesidir. (Deylemi)


Hazreti Ömer (r. a) ile Yahudi arasında geçen konuşmada arefe gününün önemini göstermektedir:

Hazreti Ömer'in halifeliği zamanında Yahudilerden birisi: "Ey Ömer, siz bir âyet okuyorsunuz ki, o âyet bize inseydi o günü bayram olarak kutlardık." dedi.
O âyet, Maide sûresinin üçüncü âyetiydi. Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştu:
"Bugün, sizin dininizi kemale erdirdim ve size nimetimi tamamladım."
Bu âyet, hicri onuncu yılda, Veda Haccı'nda, arefe günü olan cuma günü ikindiden sonra, Peygamber Efendimiz Arafat'ta "Adba" adındaki devesinin üzerinde vakfede iken nazil olmuştu. Deve vahyin ağırlığına dayanamayarak yere çökmüştü.
Hz. Ömer'e Yahudiden hangi âyet olduğunu öğrenince şöyle dedi:

"Biz o günü ve o gün bu âyetin Hz. Peygambere (sav) nail olduğu yeri biliriz. Cuma günü arefede bulunuyordu." demiş ve o günün bayramımız olduğuna işaret ederek arefe gününün önemini belirtmiştir.

Arefe günü, Hazreti Âdem (as) ile Hazreti Havva'nın Arafat'ta buluştukları gündür.


Tevriye, arefe gününden bir önceki güne denir. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle, buyurmuştur:

"Tevriye günü oruç tutan ve günah söz söylemeyen Müslüman cennete girer."
Bugün tutulan oruç, bin gün nafile oruca bedeldir. Aynca geçmiş ve gelecek yılda yapılan tövbelerin kabul olmasına da sebep olur.



Arefe günü oruç tutmak da çok sevaptır. Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

"Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselâmdan, Sûr'a üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevap yazılır."
"Arefe günü tutulan oruç, bin günlük nafile oruca bedeldir."
"Aşure günü orucu bir yıllık, arefe günü orucu da, iki yıllık nafile oruca bedeldir."
Arefede tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihâd için verilen iki bin ata bedeldir."

"Arefe günü tutulan oruç, biri geçmiş, biri de gelecek yılın günahlarına kefaret olur."


Arefe günü özellikle bin adet İhlas okumak büyük zatlar tarafından tavsiye edilmiştir. Hadis-i şeriflerde İhlas sûresini okumanın kul borcu hariç diğer günahların affedilmesine vesile olacağı söylenmiştir.

"Arefe günü Besmele ile bin İhlas okuyanın günahları affedilir ve duası kabul olur."


"Peygamber (sav) arefe akşamı ümmetinin affedilmesi için dua etti. Duasına, 'Muhakkak ki ben zalimden başkasını mağfiret ettim.' diye cevap verildi. 'Zalimden ise mazlumun hakkını alırım.' buyruldu. Resul-i Ekrem:
'Ey Rabbim, dilersen mazluma cennette mükafatını verir zalime de mağfiret edersin.' diye dua etti ise de Arafat'ta bu duasına Allahu Teâlâ'dan kabul gelmedi. Sabah vakti Müzdelife'de aynı duayı tekrarladı. Bu defa duası kabul edildi. Resulullah memnuniyetinden ve sevincini belli ederek güldü. Bunun üzerine Ebu Bekir ve Ömer (ra):
'Anam babam size feda olsun, bu saatte siz gülmezdiniz, sizi güldüren nedir?' diye sordu. Resulullah(sav):

'Allah'ın düşmanı İblîs, Allahu Teâlâ'nın duamı kabul ederek ümmetimi affettiğini anlayınca toprağı alıp başına çalmaya ve vay sana helak oldun diye feryada başladı. İşte Şeytan'ın görmüş olduğum bu feryadı beni güldürdü, buyurdu."


Arefe gününe saygılı olmalı, o gün hacılar Arafat'ta vakfe yapıp dua ederken manen onların yanında olduğumuzu hissederek dualarına iştirak edilmelidir. Böyle bir günde bizi günaha sokabilecek her şeyden uzak kalmak gerekmektedir.



"Günümüzde arefe, bayramın bir önceki günü olduğu için dünyalık telaşların en yoğun olduğu bir gün olarak yaşanmaktadır. Oysa ki arefe insana verilen en kıymetli vakitlerden biridir.



Bugünler ibadet ve affedilme günleridir. Hacıların Arafat'ta "Lebbeyk (Buyur Rabbim)" diyerek dil, ırk, ten ayırımı yapılmaksızın bir araya geldiği mahşer gününü hatırlatan, kulluğun Allahu Teâlâ'ya dualarla, telbiyelerle arz edildiği en kıymetli zaman dilimidir. Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

"Duanın faziletlisi, arefe günü yapılanıdır." (Beyheki) "Allahu Teâlâ, arefe günü kullarına nazar eder. Zerre kadar imanı olanı affeder."


Allahu Teâlâ bazı geceler duaların reddedilmeyeceğini Peygamber Efendimize (sav) bildirmiştir.

Rahmet kapılarının açıldığı dört mübarek gece şunlardır:

1- Fıtr (Ramazan) Bayramı gecesi,

2- Kurban Bayramı gecesi,

3- Terviye gecesi (Zilhicce ayının 8. gecesi),

4- Arefe gecesi, (Isfehani)

Arefe gününü ve gecesini ibadetle geçirmek çok faziletlidir. Saadet-i Ebediyye'de arefe gecesini ibadetle geçirenin cehennemden azat olacağı söylenmiştir.


Arefe günü günahlardan uzak kalanın da bağışlanacağı Resulullah (sav) tarafından müjdelenmiştir.

"Arefe günü Resulullahın (sav) yanında bulunan bir genç, kadınları düşünüyor ve onlara bakıyordu. Resulullah (sav) eliyle birkaç defa gencin yüzünü kadınlardan çevirdi. Genç yine onları düşünmeye başladı. Resulullah (sav):

- Kardeşimin oğlu, bugün öyle bir gündür ki, bugünde herkesin kulağına, gözüne ve diline sahip olursa günahları bağışlanır, buyurdu." (Müsned)

Arefe Günü Yapılması Tavsiye Edilenler:

1- Arefe gününün sabah namazının farzından sonra teşrik tekbirleri getirilmeye başlanmalıdır.

2- Arefe günü oruç tutulmalıdır.

3- Arefe gününe hürmet edilmeli, günaha girmemeye dikkat edilmelidir.

4- Arefe günü çok dua ve istiğfar edilmelidir.

5- Arefe günü 1000 âdet İhlas-ı şerif okunmalıdır.

--
ARİFE GÜN VE GECESİ OKUNACAK DUA

Bilindiği üzere mübarek gün ve gecelerimizden biri de bayram gecesi ile bayram günüdür. Resûl-i Ekrem Efendimiz arife gecesinde şu duâyı okuyana Cenâb-ı Hak istediğini vereceğini beyân buyurmuştur. Duâ şudur:

“Sübhânellezi fi’s-semâvâti arşuhu. Sübhanellezi fi’n-nâri sultânühu. Sübhanellezi fi’l-kubûri kadâuhu. Sübhanellezi fi’l-hevâi rûhuhu. Sübhânellezi raa’s-semâe bigayri amedin. Sübhânellezi vadaa’l-arda. Sübhânellezi lâ melcee illâ ileyhi.”

İmam-ı Tirmizi Resûl-i Ekrem Efendimiz’in “Duânın hayırlısı arife günü yapılan duâdır” buyurarak Peygamberlerin arife günü duâsını şöyle okuduğunu haber verir:

-Lâ ilâhe illâllahü bve lehü’l-hamdü ve hüve alâ küli şey’in kadir.
Buhâri’de geçen bir hadisten öğrendiğimize göre arife günü şu duayı okuyan şeytanın tasallutundan kurtulur kendini muhafaza altına almış olur.

“Allahümme’c’al fi kalbi nûran ve fi basari nûran. Allahümme’şrah li sadri ve yessir li emri…”
“Allah’ım kalbimi gözümü gönlümü nûrlu kıl. Allah’ım kalbime genişlik işlerime kolaylık ver.”

12 Eylül 2015 Cumartesi

Azaları Yıkarken..



Azaları Yıkarken
1- Önce abdest almağa şu şekilde niyyet eder:
Neveytü en eteveddaa li-eclissalâti ve liref ’ıl hadesi takarruben illallâhi Teâlâ
“Niyyet ettim abdestsizliği giderip namaz kılmak ve Allahu Teâlâ’nın rıza- sına yaklaşıp hoşnutluğuna kavuşmak için abdest almağa.”
2- Elleri yıkarken Eûzü besmele ile şu duayı okur:
Elhamdülillâhi’l-lezî caalel-mâe tahûran ve caalel-islâme nûrâ
“Suyu temiz ve temizleyici, İslâmı nur kılan Allahu Teâlâ’ya hamd ü senâlar olsun.”
3- Ağzına su verirken şu duayı okur:
Bismillâh, Allâhümmeskınî min havzi-Nebiyyike ke’sen lâ ezmeü ba’dehû ebedâ
“Allah’ım! Bana sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed aleyhisselâmın Havz-ı Kevseri’nden içir ki, ondan sonra bir daha hiç susuzluk duymaya- yım (susamayayım).”
4- Burnuna su verirken şu duayı okur:
Bismillah, Allâhümme erihnî râihate’l-cenneti verzuknî min naîmihâ velâ turihnî râihatennâr.
“Ey Allah’ım! Bana cennet kokusunu duyur. Nimetleriyle rızıklandır. Bana cehennem kokusunu duyurma.”
5- Yüzünü yıkarken şu duayı okur
Bismillâh, Allâhümme beyyız veçhî yevme tebyaddu vücûhün ve tesveddü vücûh
“Ey Allahım! Bazı yüzlerin ak ve bazı yüzlerin simsiyah (kara) oduğu kıyâmet gününde yüzümü ak et”.
6- Sağ kolunu yıkarken şu duâyı okur:
Bismillâh, Allâhümme âtınî kitâbî biyemînî ve hâsibnî hisâben yesîrâ.
“Ey Allahım! Kitabımı (amel defterimi) sağ tarafımdan ver. Hesâbımı kolay- laştır. (Kıyâmet gününde, hesâb gününde hesâbımı kolay eyle)”
7- Sol kolunu yıkarken şu duâyı okur:
Bismillâh, Allâhümme lâ tûtinî kitabî bişimâlî velâ min verâi zahrî velâ tuhâsibnî hisâben şedîdâ.
“Ey Allah’ım! Kıyamet gününde kitabımı solumdan ve arkamdan verme. Beni zor bir hesâb ile hesâba çekme.”
8- Başına mesh ederken şu duâyı okur:
Bismillâh, Allâhümme ezıllenî tahte zılli arşike yevme lâ zille illâ zıllü arşik.
“Ey Allah’ım! Arşının gölgesinden başka gölge bulunmadığı günde, beni arşı- nın gölgesinde gölgelendir.”
9- Kulakları mesh ederken şu duâyı okur:
Bismillâh, Allâhümmec’alnî minel-lezîne yestemiûnelkavle feyettebiûne ahseneh
“Ey Allah’ım! Beni, sözü dinleyip de en güzeliyle amel eden (en güzeline uyan) kullarından eyle”.
10- Boynu mesh ederken şu duâyı okur:
(Bismillâh, Allâhümme â’tık Rakâbetî minennâr).
“Ey Allah’ım! Boynumu ateşten âzâd eyle.” (Yâni, cehennem ateşinden boy- numu koru, muhafaza eyle).
11- Sağ ayağını yıkarken şu duâyı okur:
Bismillâh, Allâhümme sebbit kademeyye alessıratı yev- me tezûlü fîhi’l-akdam
“Ey Allah’ım! Ayakların kaydığı günde, sırât üzerinde ayaklarımı sabit eyle (kaydırma)”.
12- Sol ayağını yıkarken şu duâyı okur;
Bismillâh, Allâhümmec’al sa’yî meşkûren ve zenbî mağfûren ve amelî makbûlen ve ticâreten len tebûr)
“Ey Allah’ım! Çalışmlarıma şükür, günahlarımı bağışlanmış, amelimi kabûl eyle. Ticâretimi helâlinden kazanmayı bana nasib eyle”.
13- Abdest bittikten sonra şu duâyı okur:
Bismillâh, Allâhümmec’alnî minettevvâbîne vec’alnî mine’l-mutetahhirîne vec’alnî min ibâdike’s-sâlihîne vec’alnî minellezîne lâ havfün aleyhim ve lâhüm yahze nûn
“Ey Allah’ım! Beni, çokça tevbe edenlerden, hatâ ve kirlerden iyice temizleyip arınan salih kullarından eyle. Beni kendileri için hiç korku, hüzün ve keder olmayan kullarından eyle.”
AMİN. .....AMİN. ......AMİN. ....ECMAİN. ....

26 Temmuz 2015 Pazar

Sabah namazı ezan okunduktan sonra ne zamana kadar süresi var en son nezamana kadar kılınır?



Sabah namazı ezan okunduktan sonra ne zamana kadar süresi var en son nezamana kadar kılınır?

Sabah namazının vakti imsak ile girer, güneşin doğması ile biter. Ancak hanifilere göre hafif ışıyıncaya kadar bırakmak, şafilere göre ise erken karanlık iken kılmak faziletlidir. Tam namaz kılarken ve namaz bitmeden güneş doğarsa hanifilere göre namaz bozulur. Kerahet vakti çıktıktan sonra yeniden kılmak gerekir. Zamanında sabah namazını kılamayan bir kişi güneş doğduktan ve kerahet vakti çıktıktan sonra öğlen namazı girmeden kılarsa hem sünnetini hemde farzını beraber kaza eder.
Bir kişi imsak girer girmez ezan okunmadan namazını kılmak isterse
Erkekse kendi ezanını okuyup kametini getirip namazını kılar
Kadınlar bundan sorumlu değildir
Kadının ezan okuması kamet getirmesi uygun değildir
Toplu kılınan namazlarda
Erkekler hem kadına hemde erkeklere imamlık yaparlar
Diyanetin aldığı karar gereği
Ramazande ezan imsak girer girmez okunur
Harici 11 ayda ise güneş vakdine 45/50 dk kala okunur

16 Temmuz 2015 Perşembe

TESBİH NAMAZI NASIL KILINIR



بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

TESBİH NAMAZI NASIL KILINIR
Günahların afvına vesîle olan tesbih namazı 4 rek'atlı bir namazdır.
Bu namazı kılabilmek için aşağıdaki tesbihi ezber bilmek gerekir.

Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.
Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym
Tesbih Namazının Kılınışı
1.Rekat
Kalben tesbih namazı kılmaya niyet edilir.
(Allâhü Ekber) diyerek namaza başlanır.
Sübhâneke'den sonra
15 kere tesbih
Fatiha ve sûre'den sonra
10 kere tesbih
Rüku tesbihinden sonra
10 kere tesbih
Rükûdan doğrulunca
10 kere tesbih
Secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih
Secdeden doğrulunca
10 kere tesbih
2.secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih okunur.
Böylece birinci rek'at kılınmış olur.

İkinci rek'ate kalkılır.

2.Rekat
Fatiha'dan önce
15 kere tesbih
Fatiha ve sûre'den sonra 10 kere tesbih
Rüku tesbihinden sonra
10 kere tesbih
Rükûdan doğrulunca
10 kere tesbih
Secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih
Secdeden doğrulunca
10 kere tesbih
2.secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih okunur.
İkinci rek'atte oturulduğunda, Et-tehiyyâtü, Allâhümme salli ve Allâhümme bârik duaları okunur.
Üçüncü rekata kalkılır.

3.Rekat
Sübhâneke'den sonra
15 kere tesbih
Fatiha ve sûre'den sonra
10 kere tesbih
Rüku tesbihinden sonra
10 kere tesbih
Rükûdan doğrulunca
10 kere tesbih
Secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih
Secdeden doğrulunca
10 kere tesbih
2.secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih okunur.
Böylece üçüncü rek'at kılınmış olur.

Dördüncü rek'ate kalkılır.

4.Rekat
Fatiha'dan önce
15 kere tesbih
Fatiha ve sûre'den sonra 10 kere tesbih
Rüku tesbihinden sonra
10 kere tesbih
Rükûdan doğrulunca
10 kere tesbih
Secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih
Secdeden doğrulunca
10 kere tesbih
2.secde tesbihinden sonra
10 kere tesbih okunur.
Dördüncü rek'atte oturulduğunda, Et-tehiyyâtü, Allâhümme salli, +Allâhümme bârik, Rabbena Atina ve Rabbenağfirli duaları okunur.
Önce sağa, sonra sola dönülerek; Es-selamü aleyküm ve rahmetüllah denir. Namaz tamamlanır.
Tesbih namazında beher rek'atte okunan tesbih adedi 75'dir. Dört rek'atte 300 tesbih okunmuş olur.

Dua edilir.
Tesbih Namazını Cemmat ile Kılmak
Tesbih namazı herkesin ferden kılabilmesi zor olduğu için, imamın önce kendi başına tekbir alıp, sağa sola selam verip, sonra tekrar tekbir alıp cemaatle birlikte namaza durup tesbih namazı kıldırdığı görülmektedir.
Öncelikle şu belirtilmeli ki; Teravih namazından başka nafile namazlar için cemaat teşkili meşru görülmemektedir...
Nafile namazların münferiden kılınması daha faziletlidir. Aslolan hüküm bu olmakla beraber, bazı şart ve kayıtlara bağlı olarak istisnai bir hüküm de mevcut bulunmaktadır. Şöyle ki: Herkesin tek başına başaramayacağı tesbih namazını, davetleşmek ve haberleşmek suretiyle olmaksızın, oturmakta olan birkaç kişi, aralarından birini imamlığa geçirip kendileride ona uyarak kılsalar caizdir. Fakat, namaza başladıktan sonra selam verip namazı bozmak, (Amellerinizi iptal etmeyiniz) emr-i İlahisine aykırı düşer.
Kaynak:
Günümüz Meselelerine açıklamalı Fetvalar, 1320

5 Temmuz 2015 Pazar

Mendub Ne demektir ve Mendub Oruçlar


Peygamberimin İzinden


D. karasuTartışma - Dün 13:51


İlk olarak D. karasu paylaştı:


Mendub Oruçlar

Zilhicce ayının dokuzuncu gününde, yani arefe gününde oruç tutmak mendubtur. Bu oruç, hac ibadetini eda etmekte olmayan kimseler için mendubtur. Hac ibadetini eda etmekte olanların bu oruç karşısın-daki durumlarıyla ilgili olarak mezheblerin detaylı görüşleri aşağıda anlatılmıştır.

Her haftanın Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmak mendubtur. Bu iki günde oruç tutmanın vücûda yarar sağlayacağı, açıkça bilinen bir husustur.

Her halükarda Şevval ayından altı gün oruç tutmak üç mezheb imamına göre şartsız olarak mendubtur. Ancak Malikiler bu görüşe muhaliftirler. Şafii ve Hanbelilere göre. en faziletlisi, bu altı günlük orucu aralıksız olarak peşpeşe tutmaktır. Malikilerle Hanefilerin buna ilişkin görüşleri aşağıda anlatılmıştır.


Haram aylara gelince bunlar dört aydır ki bunların üçü: Zilkade, Zilhicce ve Muharrem ayları peşpeşedir. Receb ayı ise bu aylardan olmakla birlikte bunlarla bir arada değildir. Bu aylarda oruç tutmak üç mezheb imamına göre mendubtur. Ancak Hanefiler bu görüşte değildirler.

İslamın Şartları ile ilgili Hadisi Şerif


Peygamberimin İzinden


D. karasuHADİSİ ŞERİFLER - 18:08


İlk olarak D. karasu paylaştı:

Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştu: "İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, zekat vermek, Kabe'ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak"" Abdullah İbnu Ömer İbni'l-Hattab | Buhari, İman 1; Müslim, İman 22 (...); Nesai, İman 13, (9, 107-108); Tirmizi, İman 3, (2612)

17 Haziran 2015 Çarşamba

Hiçbir sorun veya hastalık olmadığı halde keyfi olarak bir gün oruç tutmayan kimse ne yapmalıdır?




D. karasuTartışma
- 15:13


İlk olarak D. karasu paylaştı:

Hiçbir sorun veya hastalık olmadığı halde keyfi olarak bir gün oruç tutmayan kimse ne yapmalıdır?

Oruca hiç başlanmamışsa bunun için sadece bir gün kaza orucu tutmak ve tevbe etmek gerekir.



Ramazanda bir mazeret olmaksızın tutulmayan oruçlar, gününe gün kaza edilir. Ancak Peygamber Efendimiz (s.a.s), Ramazan ayında kaçırılan bir gün orucun sevabına yetişmek için kişinin bir sene boyunca oruç tutsa yine de bu sevaba nail olamayacağını söylemiştir. Bunun için Ramazan ayında özürsüz olarak orucu terk etmek, büyük bir günah olduğu gibi, hem Ramazan ayına hürmetsizlik hem de bütün Müslümanlara karşı bir saygısızlıktır.


Mazeretsiz olarak Ramazan orucunu tutmamak büyük günah olup ayrıca bundan dolayı tevbe ve istiğfarda bulunmak gerekir. Ramazan ayı günahların affı için bir fırsattır. Diğer günlerde tutulan oruç kıymet itibariyle Ramazanda tutulan orucun yerini tutamaz.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı