16 Mayıs 2011 Pazartesi

Miras Taksimi


2031 - Netice Fetvalarından: "Zeyd, vefat edip, baba bir kardeşinin oğlu Amr'ı ve ana-baba bir oğlan kardeşinin oğlunun oğlu Bekir'i bıraksa, Bekir mirasçı olamaz." (H.Ec. 2/2177)
Açıklama: Bu fetvada, sınıf itibariyle önde bulunan bir varisin, kendisinden sınıf itibariyle geride bulunan diğer bir mirasçıyı verasetten men etmesi halini görmekteyiz. Asabe, baba tarafından akraba olup, mirasta belirli hissesi bulunan kimseler paylarını aldıktan sonra geri kalan terekeye müstehak olana ve tek başına bulundukları zaman mirasın tamamını alan kimselere denilmektedir. Bu manadaki asabe üç nevidir:
1- Başlı başına asabe
2- Başka birisi ile bulunduğu için asabe
3- Diğer bir varisle beraber olduğu cihetle asabe.
Başlı başına (binefsihi) asabe olana gelince, ölüye nisbetinde araya kadın girmeyen erkeklerdir. Ölene nisbeti gerek vasıtasız olsun, gerekse başka bir erkek vasıtası ile olsun. Bunlar dört sınıftır:
1- Ölenin cüz'ü: (Ölenin oğlu ve oğlunun oğlu gibi)
2- Ölenin aslı: (Ölenin babası ve babasının babası gibi)
3- Ölenin babasının cüz'ü: (Babasının oğlu ve oğlunun oğlu gibi. Bunlar, diğer bir ifade ile, ölenin kardeşi ve kardeşinin oğlu demektir)
4- Ölenin dedesinin cüz'ü: (Dedesinin oğlu, dedesinin oğlunun oğlu gibi. Bu sınıftaki asabeîer, diğer bir ifade ile, amca ve amcanın oğlu demektir.)
Bu dört sınıftan her bir sınıf için öncelik hakkı vardır. Şöyle ki: Birinci sınıftan bir asabe varken ikinci sınıftan olan; ikinci sınıftaki varken, üçüncü sınıftan bulunan; üçüncü sınıftaki asabe mevcut iken dördüncü sınıftan olanlar varis olamazlar.
Aynı sınıftan birkaç kimse toplanacak olursa, yakın olanlar mirasta tercih olunur. Mesela; ölenin oğlu ile oğlunun oğlu veya ikinci sınıftan baba ile büyükbaba toplanacak olursa, birinci meselede oğul, ikincide baba tercih olunur. Aynı sınıftan grup da ölene yakınlıkta eşit bulunan iki kimse toplanacak olursa, yakınlık derecesi daha kuvvetli olan tercih edilir. Şöyle ki; ana-baba bir erkek kardeş, sadece baba bir erkek kardeşle birlikte bulunacak olursa, ana-baba bir kardeş tercih olunacaktır.
2032 - Netice Fetvalarından: "Zeyd, babası Amr'ı haksız olarak öldürse, Amr'a mirasçı olamaz." (H.Ec. 2/217)
Açıklama: Miras almaya mani olan haller dörttür: 1- Din ihtilafı, 2- Dar ihtilafı, 3- Kölelik, 4- Katil (ölümü intaç eden müessir bir iş)dir.
İzahı sadedinde bulunduğumuz fetva, mirasa engel olan katli dile getirmektedir. Öldürme beş nevidir:
1- Katl-i amd
2- Şibih amd
3- Hata yoluyla öldürme
4- Hata mecrasına cari öldürme
5- Tesebbüben katil
Katl-i amd: Öldürülmesi meşru olmayan bir adamı, yaralayan aletlerden biri ile kasten ve haksız olarak öldürmektir.
Şibih amd: Katli meşru olmayan bir şahsı, yaralayan aletlerden olmayan ve çok kere ölümü intaç etmeyen bir şey ile kasten öldürmektir. (Bir çomak veya tokat ile vurarak veya aniden bağırarak üzerine gitmekle bir adamı öldürmek gibi)
Hata yoluyla katil: Öldürmek veya yaralamak kastı olmayarak bir insanı öldürmektir. (Hata iki nevidir: Biri fiilde hatadır. Ava atılan bir kurşunun bir şahsa isabet edip öldürmesi gibi. Diğeri, failin zannında vuku bulan hatadır. Av zanni ile bir adama kurşun atılıp da o şahsın ölmesi gibi)
Hata mecrasına cari katil: İrade dışı bir işle vukua gelen katildir. (Uyurken bir kimse üzerine yuvarlanıp o kimsenin ölmesi gibi)
Tesebbüben katil: Bir kimsenin ölümüne sebep olmak. Mesela; umuma ait bulunan bir yolda, idare amirinin izni olmaksızın, biriktirdiği taşların veya kerestelerin üzerine yakınlarından bir kimsenin düşerek ölmesi gibi.
Bu öldürme nevilerinden, tesebbüben katilden başka, katilin her çeşidi mirastan mahrumiyeti gerektirir. Çünkü, amd ve şibih amd yolu ile öldürmede miras almaya erişmek için acele etme ve diğerlerinde ise istical şüphesi vardır.
Öldürme hadisesinin mirastan mahrumiyeti gerektirmesi için, katilin akıllı ve buluğ çağına ulaşmış bulunması; katilin meşru bir sebeple olmaması şarttır.
2033 - Behce Fetvalarından: "Müslüman bulunan Zeyd, vefat edince oğlu mürted Amr'ı bıraksa; Amr, Zeyd'e varis olmaz." (H.Ec. 2/217)
Açıklama: Mürted, İslam dinini reddederek iman kandilini söndürmüş bulunan kimseye denilmektedir. Böyle bir kimseye karşı uygulanacak İslamı hükümler, İslami eserlerde geniş olarak açıklanmıştır. Bizim açıklama sadedinde olduğumuz husus, fetvanın dile getirdiği miras hukuku olduğu için, o noktaya dönmek istiyoruz: Ölen kimse ile onun varisi mevkiinde bulunan şahıs (veya şahıslar) arasında din ayrılığı bulunursa, biri diğerine varis olamaz. Diğer bir ifade ile; ölen Müslüman, mirasçı mevkiindeki şahıs Hıristiyan veya Yahudi olursa, yahut vefat eden gayrimüslim, mirasçısı Müslüman bulunursa, biri diğerinin mirasçısı olamaz.
Mukaddes dinimiz, insanlar arasında maddi ve manevi bağlar tesis etmiştir. Bu rabıtaların korunması, halkın birbirine olan dayanışmasını ve yardımlaşmasını devamlı kılar. Bu bağların gevşemesi halinde, insanlar arasındaki tesanüd de sarsılır ve insanlık bundan pek büyük zarar görür.
İslam dinini beğenmeyip terk eden veya kabul etmiş bulunmayan bir gayrimüslim, yüce dinimizin tesis ettiği veraset müessesesinden faydalanamaz.
2034 - Abdürrahim Fetvalarından: "Vefat eden Hind'in annesi var iken, babasının anası mirasçı olamaz." (H.Ec. 2/217)
Açıklama: Mirastan pay almak ve faydalanmak hususunda anneler, "nene"den önce gelmektedir. Neneler, annenin bulunmaması halinde miras almaya namzettirler; mirastan engelleyen başkaca şahıs veya sebep yok ise miras alabilirler. Bu fetvada nene, ölüye nisbette anneden daha uzak bulunması sebebiyle, anne ile mirastan düşmüş olmaktadır.
2035 - İbni Nüceym Fetvalarından: "Zeyd vefat edip, arkaya (mirasçı olarak) karısını, anasını ve bir de babasını bıraksa, mirasta dört hisseden bir pay karısına, bir pay anaya, geri kalanı babaya kalır." (H.Ec. 2/217)
2036 - Abdürrahim Fetvalarından: "Hind vefat edip kocası ile babasını bırakacak olsa, terekeyi beraber taksim ederler." (H.Ec. 2/217)
Açıklama: Kadın, çocuksuz olarak vefat ederse, kocası malın yarısını; kadının evladı bulunur ise, koca malın dörtte birini miras olarak alır. Bu fetvada belirtilen tablo, çocuksuz olarak ölen bir kadın olduğu için koca malın yarısını, geri kalanı da asabe olarak baba almıştır.
2037 - İbni Nüceym Fetvalarından: "Zeyd vefat edip arkaya karısını, kızını ve bir de erkek kardeşini bıraksa, malın sekizde birini karısı, yarısını kızı, geri kalanı ise oğlan kardeşi alır." (H.Ec. 2/218)
Açıklama: Fetvada belirtilen miras tablosunda, meselenin mahreci 8'den olup bir hisse ölenin karısına, dört hisse kızına, geri kalan üç hisse de oğlan kardeşe verilir. Ölenin karışı ile kızı ashab-ı feraizden olmakta ve belirli payları bulunmaktadır. Oğlan kardeşi ise asabe olup, belirli bir sehmi yoktur. Zevce ile kızı hisselerini aldıktan sonra kalan 3 hisseyi almıştır.
2038 - İbni Nuceym Fetvalarından: "Hind vefat etse ve arkaya kocasını, oğlunu, babasını ve anasını bırakmış olsa, malın 12 hissesinden 3'ü kocaya, 2'şer hisse de baba ile anaya, beş hisse ise oğluna verilir." (H. Ec. 2/218)
Açıklama: Fetvada belirtilen meselede kocanın hissesi dörtte bir, baba ile ananın hisseleri altıda bir, oğlan asabe olması sebebiyle artanı alacaktır. Bir meselede dörtte bir ile altıda bir hisse birleşecek olursa, mahrec-i mesele 12'den kurulur. On ikide dört, üç tane olması hasebiyle kocaya üç hisse verilmiştir. Bu mahreçte altı, iki tane bulunduğu için, ana ile babaya ikişer sehim ita olunmuştur. Geriye kalan 5 hisse de asabe olan oğluna verilmiş bulunmaktadır.
2039 - Ali Efendi Fetvalarından: "Hıristiyan Hind'in kocası Zeyd, İslam dinine girse, Hind de kafir olarak vefat etse, Zeyd, Hind'e varis olamaz." (H.Ec. 2/217)
Açıklama: Din ayrılığı hakkında yukarıda biraz açıklama yapılmış idi. "İhtilaf-ı din" başka başka dinlerin mensubu bulunmak demektir. Yoksa dini meselelerde farklı görüşlerin sahibi ve mezheplerin mensubu olmak değildir. Bu sebeple, mezhep ayrılığı mirasa engel teşkil etmez. Hanefi mezhebine mensup bir Müslüman, Şafii mezhebindeki bir Müslümana varis olabileceği gibi, bir Sünni de Şii'ye varis olabilir.
2040 - Abdürrahim Fetvalarından: "Vefat eden Zeyd'in babası varken, babasının anası ve anasının anası miras alamaz." (H.Ec. 2/217)
Açıklama: Miras alanlardan bazı kimseler, diğer mirasçılardan bir kimsenin bulunması ile mirastan mahrum kalırlar. Bu fetvada, nenelerin, ölenin babası ile mirastan mahrum bulundukları ifade edilmektedir.
2041 - Ali Efendi Fetvalarından: "Zeyd vefat edip (mirasçı olarak) oğlunun oğlu ile oğlunun kızını bıraksa, Zeyd'in mirası (bunlar arasında) ikili birli taksim olunur." (H.Ec. 2/218)
Açıklama: Bu miras meselesinde oğlunun oğlu binefsihi asabe, oğlunun kızı da onun sebebiyle asabe olmuş bulunmakta ve oğluna iki, kıza bir hisse verilmek suretiyle miras taksim edilmiş olmaktadır.
2042 - Ali Efendi Fetvalarından: "Zeyd vefat edip anası Hind'i, babasının babası Amr'ı ve ana-baba bir erkek kardeşini bıraksa, (malının) altıda biri Hind'e, geri kalanı Amr'a kalır." (H.Ec. 2/219)
Açıklama: Bu miras meselesinde, ölenin annesine hissesi olan altıda bir verildikten sonra geri kalan 5 hisse babasının babasına verilmiş ve fakat ana-baba bir erkek kardeşine bir şey düşmemiştir. Bunun sebebine gelince; babanın babası, ölüye nisbette kardeşten önce gelmektedir. Zira babanın cüz'ünün derecesi, babadan sonradır. Bu itibarla, sınıf itibariyle daha yakın varken daha uzak olan asabe varis olamamıştır.
2043 - Ali Efendi Fetvalarından: "Hind vefat edip babası Zeyd ile ana-baba bir oğlan kardeşi Amr'ı terketse, mirasın tamamını Zeyd alır." (H.Ec. 2/219)
2044 - İbni Nüceym Fetvalarından: "Zeyd vefat edip kızı Hind'i, oğlunun kızı Zeynep'i, ana-baba bir oğlan kardeşi Amr'ı terk etse, malının yarısı kızı Hind'e, altıda biri Zeynep'e ve ikisi de Amr'a verilir." (H.Ec. 21220)
Açıklama: Ölenin kızı bir tane olursa malın yarısını alır. Ölenin oğlunun kızı, ölenin kızı ile toplanırsa malın altıda birine nail olur. Ana-baba bir oğlan kardeş ise asabedir. Bu meselenin mahreci altıdan tesbit edilmiş ve altı hisseden 3'ü kızına, 1 hisse oğlunun kızına, 2 hissesi de oğlan kardeşine verilmiştir.
2045 - Abdürrahim Fetvalarından: "Zeyd vefat edip arkaya ana-baba bir kız kardeşi Hind ile Zeyd'in kızının kızı Aişe'yi bıraksa, kızının kızı varis olamaz." (H.Ec. 2/218)
Açıklama: Vefat edenin ana-baba bir kız kardeşi, belirli hissesi bulunan mirasçılardan olup, kızının kızı ise zevil-erhamdandır. Ashab-ı feraizden kimse mevcut iken zevil-erhamdan olan kimse mirasçı olamamaktadır. Bu sebeple kızının kızı mirastan mahrum kalmıştır.
2046 - Ali Efendi Fetvalarından: "Zeyd vefat edip kızı Hind'i ve oğlunun oğlu Amr'ı terketse, Zeyd'in arkaya bıraktığı mal yarı yarıya ikisine verilir." (H.Ec. 2/218)
Açıklama: Ölen kimsenin kızı bir tane olursa, malın yarısını alır, geri kalanı da asabe olan oğlunun oğlu alır.
2047 - İbni Nüceym Fetvalarından: "Zevce, zevil-erhamı mirastan men etmez. Malın dörtte birini ölenin karısı alır; geri kalan mal, zevil-erham arasında taksim olunur." (H.Ec. 2/222)
2048 - Feyziye Fetvalarından: "Zeyd, 'Kızım Hind'i evlatlıktan reddettim. Ölümümden sonra mirasımdan bir şey verilmesin' deyip vefat etse, Hind, babası Zeyd'in terekesinden hissesini alır." (H.Ec. 2/222)
Açıklama: Anne veya babanın evladına karşı kullandığı "Seni evlatlıktan reddettim" veya "Falan çocuğumu evlatlıktan reddettim, mirasımdan mahrum kıldım" gibi ifadeleri, İslam hukukuna göre, aradaki nesebi rabıtaları koparamaz. İrse mani hallerden bulunmayan bu tarz sözler, kendisine öfke duyulan evladı mirastan mahrum kılmaz ve onu evlatlıktan düşürmez.
2049 - Abdürrahim Fetvalarından: "Murisin ölümünden sonra vaki olan din ihtilafı, miras almaya mani değildir." (H.Ec. 2/224)
Açıklama: Miras almaya mani olan din ihtilafında, ölüm zamanındaki durum muteberdir. Ondan sonra vaki olacak değişikliğin miras almaya veya mirastan mahrumiyete bir tesiri olmaz. Mesela; bir Müslüman ölse, onun ölümü sırasında Müslüman olan oğlu, daha sonra "neüzü billah" irtidat etse veya bir gayrimüslim ölse, onun oğlu daha sonra İslamiyeti kabul etse, her iki halde mirastan mahrumiyet olmaz. Çünkü ölüm anındaki hukuki durum önemlidir.
2050 - Feyziye Fetvalarından: "Zeyd vefat edip bilinen bir varisi olmasa, terekesini beytü'l-mal emini alır." (H.Ec. 2/224)
Açıklama: Bir kimse vefat ettiği zaman, farz sahiplerinden, asabeden veya zevil-erhamdan hiçbir kimsesi bulunmazsa, onun malı hazineye kalır. Hazinenin vazifelisi; Beytü'l-mal emini, mal müdürü, muhasebe müdürü, defterdar gibi vazifelilerin İslam hukukundaki karşılığıdır. Fetvanın ifadesinde "Beytü'l-mal emini alır" cümlesi, şahsı için değil. Hazine adına alıp Beytü'l-male koyacağını tefhim içindir.
2051 - İbni Nüceym Fetvalarından: "Zeyd vefat edip anası Hind'i, ana-baba bir kız kardeşi Zeynep'i ve ana-baba bir oğlan kardeşinin oğlu Amr'ı terketse, malının altı hisseden ikisi (anası) Hind'e, 3 hissesi Zeynep'e, bir hissesi de Amr'a verilir." (H.Ec. 2/221)
Açıklama: Bu meselede ananın hissesi üçte bir, kızkardeş tek olduğu için yarı hisse alacaktır. Bir meselede nısf ile sülüs birleşecek olursa, meselenin mahreci altında kurulur. Bu sebeple altı hisseden 2'si anaya, 3 hisse kız kardeşine, bir hisse de asabe olan kardeşin oğluna verilmiştir.

0 Değerli Yorumlarınız:

Yorum Gönder

❀✿Google+ Followers❀✿

❀✿İzleyiciler❀✿

❀✿Popular Olanlar❀✿

❀✿Ziyaretçilerimiz❀✿


web stats Neler Okunmuş hangi sayfa Tıklanmış :) Flag Counter

❀✿Archive❀✿