Ya Rabb Ne İstiyorsan Benden Onu Diliyorum Senden..

2 Aralık 2010 Perşembe

HAYA ve İMAN

 

HAYA ve İMAN


Yedinci Ayet

وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه جَنَّتَانِ


"Rabbinin huzurunda durmaktan utanan kimselere iki cennet vardır."[103]

وَلِمَنْ kimselere خَافَ utanan مَقَامَ huzurunda durmaktan رَبِّه Rabbinin جَنَّتَانِ iki cennet vardır

Ayetin Nüzûlu ve Açıklaması
İbni Ebi Hatim'in ve Ebü'ş-Şeyh'ın, Atadan rivayetlerinde Ebu Bekr es-Sıddık radıyallahü anh bir gün düşünmüş; kıyamet, mizan, cennet ve cehennem, meleklerin safları, göklerin durumu, dağların serpilip dağılışı, güneşin dürülüşü, yıldızların dağılışı hakkında fikir yürütmüş de «arzu ederdim ki ben şu yeşilliklerden bir yeşillik olaydım, hayvanlar gelip beni yiyeydiler ve ben yaradılmamış olaydım» demişti. Bunun üzerine « وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه جَنَّتَانِ » "Rabbinin huzurunda durmaktan utanan kimselere iki cennet vardır" ayeti nâzil oldu.[104]

Beyhakî, "Şuabu'l-İman"da konuyla ilgili olarak Hasan el-Basri’den şöyle rivayet eder: Hz. Ömer (r.a) zamanında bir genç mescide ve ibadete devam ederdi, derken bir kız ona âşık o da ona âşık olmuştu. Bir tenhada kız yanına geldi, söyledi konuştu derken gönlü çekti, bunun üzerine genç hıçkırdı ve bayıldı, bir amcası vardı, geldi yüklenip evine götürdü, sonra ayıldığı vakit ya amca! dedi: Ömere git benden kendisine selâm söyle ve sor ona ki: Rabbının makamından korkan kimseye ne var? Bunun üzerine amcası gitti Ömere haber verdi arkasından delikanlı bir şehika ile daha hıçkırıp vefat etti, Hz. Ömer (r.a) bu duruma vakıf olunca dedi ki: « لَكَ جَنَّتَانِ لَكَ جَنَّتَانِ » Sana iki Cennet var sana iki Cennet.[105]

(وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه) "Rabbının makamından korkan kimse için ise" [106]

Yani hesap gününe iman eden bir kimse, bu dünyada sorumsuz yaşamaz ve nefsini kontrol altına alır. Hak-batıl, zulm-adalet, temiz-necis, haram-helal arasındaki farkı temyiz eder ve bile bile Allah'ın emirlerinden yüz çevirmez. Dolayısıyla ileride zikredilen mükafatlar bu kimseler içindir.

"Cennet", bahçe anlamına gelir. Kur'an'da, salih kimselerin barınacağı yer, Cennet olarak adlandırılmıştır. Nitekim bazı yerlerde, "onlar için altlarından ırmaklar akan Cennetler vardır" ifadesi kullanılmıştır. Yani, büyük bahçeler içinde küçük bağlar vardır. Burada da her Cennet ehline iki Cennet verileceği ve onların içinde-ki ileride zikredilecektir -saraylar, hizmetçiler ve diğer nimetlerin bulunacağı beyan edilmiştir. [107]

Rahmanın rahmetini umarak korkmak muminin şiarındandır. Aşğıdaki hadisi şerif de bunu pekiştirmektedir. Burada ki anlatılmak istenen zalimden korkulan bir korku türü değil, sevgi ile imanın beraberinde getrdiği bir ar duygusudur.
Yüce Allah cümlemize ar duygusuyla dinimizi ve imanımızı ayakta tutmayı nasip etsin… 





Yedinci Hadis

قَالَ رَسُولُ اللّهِ: الْحَيَاءُ مِنَ لْلإِ يمَانِ.

Allah Resulü (a.s) buyurdu ki: "Haya imandandır."[108]

قَالَ buyurdu ki رَسُولُ Resulü (a.s)  اللّهِ Allah الْحَيَاءُ Haya مِنَ لآَيْمَانِ imandandır

Hadisin Vürûdu ve Açıklaması
Vürûdu: Abdu'llâh b. Ömer[109] (r.a)'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resûlu'llâh (a.s) (bir gün) Ensar'dan bir kimsenin yanından geçiyordu. Ensârî, kardeşini hayadan menediyordu. Resulu'llah (a.s): "Ona ilişme. Hayâ îmândandır." buyurdu.[110]

Bu rivayet, pekçok yönden rivayet edilen hadislerden biridir. Buhârî ve Müslim'in ittifak ettiği hadisler arasında yer alması da hadisin kıymetini artırmıştır. Kısmen de belirtileceği üzere, İslâm uleması bu hadisin üzerinde ziyadesiyle durmuş, hadiste ifade edilen iman şubelerini Kur'ân ve hadise dayanarak, birer birer göstermeye çalışmıştır. İmam Beyhakî'nin “Şu'abu'l-İman.”
İmam Beyhakî (rahimehullah), bu muazzam eserini imanın şubesi adedince bölüme ayırır, her bölümde o şubeye giren rivayetleri toplar. Yine İbnu Hibban'ın "Vasfu'l-İmân ve Şu'abuh", Ebu Abdillah Hüseyn el-Halîmî'nin "Fevâidu'l-Minhâc", eş-Şeyh Abdü'l-Celîl'in "Şu'abu'l-İman", İshak İbnu'l-Kurtubî'nin "Kitâbu'n-Nesâîh"i yazmıştır.

İmanın Şubeleri
Aynî bu açıklamalardan sonra, mezkur şubeleri teker teker sayma denemesi yapar. İlgi çekici bulduğumuz için kaydedeceğiz. Der ki: "Allah'ın yardımıyla diyoruz ki, imanın aslı kalb ile tasdik, dil ile ikrar'dır. Fakat, kâmil ve tam bir iman tasdik-ikrâr ve amel'dir. Yani üç kısımdır.

Birinci Kısım: Tasdikle İlgili
30 Şubedir.
1- Allah'a iman, Allah'ın zatına, sıfatlarına, birliğine ve benzeri olmadığına inanmak da buraya girer.
2- Allah'dan başka herşeyin hudûsuna (sonradan yaratıldığına) inanmak.
3- Meleklere inanmak.
4- Kitaplara inanmak.
5- Peygamberlere inanmak.
6- Kadere, hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna inanmak.
7- Ahirete inanmak, kabir sualine, kabir azabına, tekrar dirilmeye, mahşerde toplanmaya, hesaba, mîzana, sırat köprüsüne... İnanmak da buna dahildir.
8-  Cennete ve oradaki ebedî hayata inanmak.
9- Cehenneme, cehennem azabına, kâfirlerin ebediyyen orada kalacağına inanmak.
10- Allah'ı sevmek.
11- Allah için sevmek, Allah için buğzetmek. Muhacir ve Ensar sahâbeyi, Âl-i Resûl (aleyhissalâtu vesselâm)'ü sevmek de buraya dâhildir.
12- Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'i sevmek. Buna Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e salat ve selam okumak, sünnetine uymak da girer.
13- İhlaslı olmak ve riya ve nifakı terketmek de buraya girer.
14- Tevbe ve nedâmet etmek.
15- Allah'tan korkmak.
16- Allah'ın rahmetinden ümid etmek.
17- Ümidsizlik ve ye'si terketmek.
18- Şükretmek.
19- Ahde vefa göstermek.
20- Sabırlı olmak.
21- Tevâzu, büyüklere saygı da buraya girer.
22- Şefkatli ve merhametli olmak, küçüklere şefkat de buraya girer.
23- Allah'ın kazasına râzı olmak.
24- Allah'a tevekkül etmek.
25- Amele güvenmemek, kendini övmeyi ve kusursuz görmeyi terketmek de buraya girer.
26- Hasedi, çekememezliği terketmek.
27- Kin ve intikâmı terketmek.
28- Gadabı terketmek.
29-Aldatmamak, suizan sâhibi olmamak, hilekâr olmamak da buraya dahildir.
30- Dünya sevgisini terketmek. Mal ve makam sevgisini terk de buraya girer.Kalbe müteallik güzel veya kötü amellerden herhangi biri aklına gelir de burada zikredilmemiş bulursan, o esas itibariyle bu saydıklarımızın dışında kalmaz, bunlardan birine dahil olduğunu azıcık bir tefekkürle görürsün.

İkinci Kısım: Dille Alakalı Ameller
Bunlar da yedi şubeye ayrılır:
1- Kelime-i tevhidi diliyle söylemek,
2- Kur'an'ı tilâvet etmek,
3- İlim öğrenmek,
4- İlim öğretmek,
5- Allah'a dua etmek,
6- Allah'ı zikretmek, istiğfar da buraya dâhildir,
7- Boş laflardan kaçınmak.
Üçüncü Kısım: Bedenî Ameller
Bu da kırk şubeye ayrılır. Bunlar da kendi aralarında üç çeşittir:
1. Çeşit: Muayyen Şeylere Ait Olanlar
Bunlar on altı şubeye ayrılırlar:
1) Temizlik. Buna beden, elbise ve mekân temizlikleri de girer. Bedeni hadesten temizlemek için abdest almak, cenabetten, hayızdan, nifastan temizlemek için yıkanmak da girer.
2) Namaz kılmak; buna farz, nâfile ve kaza namazları da girer.
3) Zekat vermek; buna sadaka vermek, sadaka-ı fıtr ödemek, cömertlik, fukara ve misafirlere yedirip ikram etmek de girer.
4- Farz ve nâfile oruçlar.
5- Haccetmek, umre de buraya girer.
6- İ'tikafa girmek. Kadir gecesini aramak da buna dahildir.
7- Dînin yaşanabileceği yere gitmek, şirk diyarından hicret de buna girer.
8- Nezirlerini ödemek.
9- Yeminleri yerine getirmek.
10- Keffaretlerini ödemek.
11- Namaz içinde ve dışında setrü'l-avret (ayıp yerlerini örtmek, tesettüre riayet etmek).
12- Kurbanları kesmek, nezir kurbanı varsa onu da kesmek.
13- Cenâze işlerine bakmak.
14- Borcu ödemek.
15- Muâmelelerde doğru olmak, ribadan kaçınmak.
16- Doğrulukla şâhidlik etmek, hakkı gizlememek.
2. Çeşit: Kendisine Tabi Olanlarla İlgili Şeyler
Bunlar altı şubedir:
1) Meşru nikahla evlenip iffeti korumak.
2) Aileye karşı vazifelerini yerine getirmek. Hizmetçilere iyi muâmele de buraya girer.
3) Annebabaya iyi muâmele etmek. Onlara karşı ukuk (haksızlık)tan kaçınmak da buraya girer.
4)  Çocukların terbiyesi.
5)  Sıla-i rahm.
6)  Büyüklere itaat.
3. Çeşit: Âmmeye Müteallik Şeyler
Bunlar da onsekiz şubedir:
1) İdâreciliği adaletle yürütmek,
2) Cemaate uymak,
3) Ulu'l-emre itaat etmek,
4) İnsanları barıştırmak. Hâricilere ve âsilere karşı mücadele de buraya girer.
5) İyilikte yardımlaşma.
6) Emr-i bi'lma'ruf nehy-i ani'lmünkerde bulunmak (yani insanlara iyiliği emretmek, kötülükten menetmek).
7) Hududu (ağır cezaları) tatbik etmek.
8) Cihad etmek. Kışlalarda asker bulundurmak buna dâhildir.
9) Emaneti edâ etmek. Ganimetten beşte biri (hums) ödemek de buraya dâhildir.
10) Ödemek şartıyla borç vermek.
11) Komşuya iyi muâmele etmek.
12) Geçimli olmak. Helâlinden mal toplamak da buraya dahildir.
13) Malı yerinde harcamak. İsrâftan kaçınmak da buraya girer.
14) Selam'ı almak.
15) Hapşırana "yerhamukâllah" demek.
16) İnsanlara zarar vermekten kaçınma.
17) Eğlenceden kaçınmak.
18) Yoldan rahatsızlık veren bir cismi kaldırmak. Bütün bunlar, toplam 77 şube yapar.

Hayâ: Ar, utanma duygusu. Edep, mahcubiyet, utanmak; ar ve namus; nefsin çirkin şeylerden sıkılması ve bunun için kötü şeylerdi terk etmesi. Hoş ve güzel olmayan bir olayın ortaya çıkmasından kalpte meydana gelen bir incelik ve ızdıraptır. Haya herkese nasip olmayacak kadar değerlidir.

Hatta Aristotales, "Kadınlarda en çok sevilecek şey nedir?" sorusuna "Yüzlerinde hayadan dolayı ortaya çıkan kırmızılık" cevabını vermiş.

Hz. Ebu Bekir (r.a)'dan: Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurmuş:
"Haya İmandandır. İman ise cennettedir. Hayâsızlık cefadan bir parçadır. Cefa ise cehennemdedir."[111]

* Haya duygusu ar perdesidir. İnsan ar perdesini yırtarsa artık ondan haya namına bir şey kalmaz. Haya imandan olduğuna göre, hayası olmayan bir insanın imanından bahsedilemez.

* Hayasızlık, pervasızlıktır. Günah işleyen bir insanın o esnada yüzü kızarmıyorsa, o kişinin imandan nasibi kalmamış demektir.

* İman çıplaktır, örtüsü hayadır, ziyneti ise takvadır.

KAYNAKLAR
[103]  Rahman, 55/46.
[104]  Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, 14/191.
[105]  M.A.Sabuni Muhtasar İbni Kesir, 5/2469-2470.
[106]  M.Hamdi Yazır, a.g.e, S. 4688.
[107]  Mevdudi, a.g.e,  6/77.
[108]  Buhari,İman,24; Müslim,İman,36.
[109] Kettani "Nazmul Mutenasir minel Hadisi’l Mütevatira" h.no.12; bu hadisin mütevatir olduğunu kaydeder ve 10 Sahabi ismini zikreder.
[110]  Buhari, İman, 24; Müslim,İman,36; Tirmizi, Birr,209;  İbni Hamza, a.g.e, 369.
[111]  İbnu Mâce, Zühd 17; Muvatta, Hüsnü'1-Hulk, 9.

Derleyen:Emine Kaya

0 Değerli Yorumlarınız:

Yorum Gönder

Arabic Korean Japanese Chinese Simplified Russian Portuguese
English French German Spain Italian Dutch

GÜLŞAH ÇOCUKEVİ

Sitemi beğendiyseniz sadece bir defaya mahsus olmak üzere g+1 butonunu tıklayarak tavsiye edebilirsiniz.. teşekkür ederim.

❀✿İzleyiciler❀✿

❀✿Google+ Followers❀✿

❀✿Son Yayınlar❀✿

❀✿Değerli Yorumlarınız❀✿

Power by: Blogger modifiye

❀✿Popular Olanlar❀✿

❀✿Ziyaretçilerimiz❀✿


web stats Neler Okunmuş hangi sayfa Tıklanmış :) Flag Counter

❀✿Archive❀✿